• BIST 82.976
  • Altın 146,876
  • Dolar 3,7951
  • Euro 4,0443
  • İstanbul : 7 °C

Analog Takografları neden değiştiriyoruz?

Analog Takografları neden değiştiriyoruz?
NEDEN ÇALIŞAN ANALOG TAKOGRAFI DİJİTAL TAKOGRAF İLE DEĞİŞTİRİYORUZ? KİM SENİ ZORLUYOR?

Yazı başlığında sorulan soruya, yasal ve haklı bir neden göstererek cevap verecek varsa, buyursun dinleyelim.

Bilindiği gibi, biz, dijital takograf uygulamasına  taraf olduğumuz AETR sözleşmesi uyarınca  ve AB mevzuatı ile milli mevzuatın harmonizasyonu çalışmaları kapsamında geçmiş bulunuyoruz. Ne AETR sözleşmesinde ve nede AB mevzuatında, belli bir takvim veya tarih vererek, sağlam analog takografların  sökülerek  dijital takograf takılmasına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Tek istisna, analog takograf arızalandığında, onarımının yapılmaması, doğrudan dijital takograf ile değiştirilmesi kuralıdır.

Ancak, takograf üç parçadan oluşur (Kayıt cihazı, kablo ve sensör), hangi parça veya parçalar arızalanınca, dijital takograf ile değiştirmek gerekmektedir?

Burada farklı yorumlar olmakla beraber, aynı anda sensör ve kayıt cihazı arızalandığında, analog takografın onarılmaması, yerine dijital takograf takılması uygundur. Çünkü; yeni nesil analog takografların kablosu, dijital takograflarla  da kullanılmaktadır. Analog takografın sensörünü dijital takografta kullanmak, dijital takgraf ile kullanılan sensörü analog takograf ile kullanmak ve tersi  mümkün değildir.

Görüleceği gibi, toptancı bir yaklaşımla, analog takografın herhangi bir parçası arızalandığında, yerine hemen dijital takograf taktığınızda, halen kullanılabilir durumdaki cihazları çöpe atmış oluyorsunuz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan, Takograf Cihazları Muayene ve Damga Yönetmeliğine göre, 1996 model araçlardan başlayarak, 30.06.2014  tarihinden itibaren, arızalı veya çalışıyor olmasına bakılmaksızın tüm analog takografların  2019 yılı sonuna kadar dijital takograf ile değiştirilmesine hükmedilmiştir.

Yukarda da belirtildiği gibi, ne AETR sözleşmesi ve AB mevzuatı böyle bir uygulamayı öngörmemektedir.Ve  belki 2020 li yılların sonuna kadar AB ülkeleri analog takografları, arızalanmadığı sürece kullanmaya devam edeceklerdir.
O zaman neden biz çalışan analog takografları zorla değiştiriyoruz? Bu değişikliği savunanlar; dijital takografların  daha güvenli olduğunu ve kazaları azaltacağını savunmaktadırlar. Dünyada manipüle edilemeyecek teknoloji yoktur. Bunu,ülkemizdeki  dijital takograflı araçların yarısından fazlasının  manipülasyonlu oluşundan biliyoruz. Yani bu tez zayıf.Etkin bir denetleme olmadan bunu önlemeniz, mümkün değildir.
Denetlemeyi yapacak olan trafik kontrol ekipleri hala bu konuda yeterli bilgiye, teçhizata (Veri indirme cihazları, veri analiz yazılımları manipülasyon kontrol yardımcıları vs..) sahip değildir.
Araç muayenelerinde de, takografla ilgili ciddi bir kontrol yapıldığını kimse söyleyemez.

Dolayısı ile hangi takografı takarsanız takın, denetleme olmadığı için istenen sonuç hasıl olmayacaktır. O zaman, sizi zorlayan bir şey yoksa, mevcut olan takograf kullanılmaya devam edebilirsiniz. Burada, gözden kaçırılmaması gereken bir konu var. O da şu; 16 Haziran 216 tarihinden sonra yeni tescil edilen ve uluslararası nakliyatta çalışan araçlarla, 30 Haziran 2014 tarihinden sonra yeni tescil edilen ve yurt içi nakliyatta çalışan araçlar kesinlikle dijital takograf takmalıdır. Burada tartışma konusu olan araçlar, belirtilen tarihlerden önce analog takograf takılı olan araçlardır.,

Yukarda belirtilen denetim sorunları bunlar içinde geçerli olsa da, en azından çalışır durumdaki cihazları çöpe atıp, duble ekonomik kayba uğrama durumu söz konusu değildir ve bu  uluslararası sözleşmelere göre bir zorunluluktur.

Bu uygulamanın bir de rekabetle ilgili tarafı vardır. Analog takograf, dijital takografa göre kullanımda bazı avantajlar sağlamaktadır. AB ülkelerinin Lojistik şirketleri bu hususu özellikle vurgulamakta ve analog takograflarına itina ile bakmaktadırlar.O zaman, uluslararası rekabette önemli bir sektör olan Türk Lojistik sektörünü, bu avantajdan neden yoksun bırakıyoruz?

Ekonomik boyutuna gelince; Analog takograf sistemi 500 EUR+KDV  kadardır. Takılacak dijital takograf sistemi de 750  EUR+KDV kadardır.

Yukarda belirtilen işlem sonucu, 500 EUR+KDV'yi çöpe atıyorsunuz, bunun karşılığında yeni cihaz takmak 750 EUR+KDV ekstra para ödüyorsunuz ve bu ürünlerin tamamı ithal, döviz karşılığında almak zorundasınız.

Bu uygulamadan tek karlı çıkan, dijital takograf üreticileridir. Acaba, biz  dijital takograf üreticilerine veya AB'ne, bizim bilmediğimiz bazı sözler mi verdik? Veya bu şirketlerle ortaklığımız mı vardır? Başka mantıklı bir açıklama bulamıyorum.
Bu sorunun mantıklı bir açıklamasını bulan veya bilen varsa ve bizimle paylaşırsa, biz de öğrenmiş oluruz.

Benim anladığım kadarı ile aşağıdaki fıkra durumumuzu özetliyor;

Ağayla marabası, ağanın en güzel atının koşulduğu en süslü arabayla kasabaya inmektedirler. Ağa arabadadır. Maraba ise arabanın yanında yürümektedir. Yerde taze bir tezek kümesi görürler. Üzerinde sineklerle etrafa koku salmaktadır.

Ağa, marabasıyla alay etmek ister ve;

-‘‘Maraba’’ der,

- ‘‘Şu tezeği ye, atla araba senin. Sen arabaya bineceksin, ben de yürüyeceğim.’’

Maraba önce ata bakar, sonra da arabaya bakar. Ağaya da zaten gıcıktır. Oturur, midesi bulana bulana tezeği yer. Ağa iner, maraba sahip olduğu arabaya biner. Ağa çok bozuktur.

Durduk yerde en güzel atını ve en güzel arabasını da marabaya kaptırmıştır. Maraba da bozuktur. Durduk yerde tezeği yemiştir. Ağanın daha güzel atlar alacak parası, daha güzel arabalar alacak imkânı vardır. Üstelik ne ata, ne de arabaya bakacak parası vardır.

Dönüş yolunda gördükleri tezek, her ikisinin de beklediği andır aslında.

Maraba, ağadan intikam almak için;

- ‘‘Ağa, ağa’’ der,

-‘‘Sen de şu tezeği ye, at ve arabayı da geri al.’’

Ağanın beklediği de böyle bir fırsattır. O da oturur tezeği yer. Ve arabaya kurulur, atı kamçılar.

Köye girerlerken maraba, ağaya seslenir,

- ‘‘Köyden çıkarken araba senin, at senindi. yürüyen de bendim. Şimdi yeniden köye giriyoruz. At senin, araba senin. Yürüyen de yine ben. O zaman ağam iyi de, biz bu boku niye yedik?’’

 

Bilal Yeşil
Taşımacılar.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Vahap Tan
11 Temmuz 2016 Pazartesi 18:33
18:33
Memleketimizde, yapılan her iyi niyetli ve radikal düzenlemenin arkasında bir kötü niyet aramak (rant peşinde olmak, yabancılarla ortak olmak, paramızın dışarı gitmesi vb), maalesef bir alışkanlık... Yazının sonundaki fıkraya insanımızın hakettiği saygı açısından hiç katılmıyorum
Vahap Tan
11 Temmuz 2016 Pazartesi 18:32
18:32
Unutmayalım ki, Türkiye’ de her yıl 10- 12 bin insanımız tarfik kazalarında hayatını kaybediyor, ikiyüzbine yakın insanımız yaralanıyor. Bakmayın resmi ölüm rakamlarına. Bu rakamlar sadece olay yerinde ölenleri kapsıyor. Hastanede ve yolda ölenler bu rakamlara dahil değil. Ortaya çıkan maddi bilanço ise yıllık on milyar dolardan fazla... Asıl hesabı bir de böyle yapmak gerek.
Vahap Tan
11 Temmuz 2016 Pazartesi 18:24
18:24
Yazının başlığında sorulan soru “kim seni zorluyor?” Cevap oldukça açık aslında, Mevzuatta emredilen hükümler, yani T.C. Hukuku bu değişimi emrediyor. Hem de bu düzenleme yapılmadan önce taşıma sektörünün ilgili oyuncuları ile yıllarca süren bir tartışmanın ardından verilmiş bir kararla zorluyor. Sebebi basit. Trafik kazalarını azaltmak ve ülkemiz karayolu güvenliğini arttırmak...
Vahap Tan
11 Temmuz 2016 Pazartesi 18:20
18:20
Analog takograflara yapılan yanıltıcı girişimler son derece basit ve yaygındır. En azından kayıt sayası denilen yuvarlak diski atıp yenisini takasınız. Ya da takografa gelen sinyal hattını düğme takarak kesersiniz.Dijital takograf teknolojisi sayesinde bu ve bir çok müdahaleyi yapamazsınız.
Vahap Tan
11 Temmuz 2016 Pazartesi 18:16
18:16
AB Ülkelerinin tamamına bakıldığında, ağır vasıtaların trafik kazalarına karışma oranı % 3 civarındadır.
Bakınız: http://ec.europa.eu/transport/road_safety/specialist/statistics/index_en.htm
Ülkemizde ise bu oran, % 35 civarındadır. Bakınız: TÜİK Kaza İstatistikleri 2014
Türkiye’ nin ilgili yönetmelikle verdiği değişim kararı, tamamen iç hukuku ile ilgilidir. Bunun AB uyum yasları ile ilgisi yoktur. Bu kararda en önemli etken Ülkemizdeki trafik güvenliği ve kazalardan kaynaklı ölümlerin azaltılması hedefidir.
Diğer Haberler
  • Genç PR'cıya başarılar diliyoruz31 Mart 2016 Perşembe 12:45
  • 25 Mart Eylemi İptal edildi23 Mart 2016 Çarşamba 14:53
  • Servisçiler “oneminute” diyecek14 Mart 2016 Pazartesi 12:01
  • Edirnekapı Eylemenin Helikopter Görüntüleri10 Mart 2016 Perşembe 14:30
  • Plaka Tahditi için Cumhurbaşkanı'na çağrı26 Şubat 2016 Cuma 13:27
  • Plaka Tahditi süreci sıkıntıda17 Şubat 2016 Çarşamba 12:19
  • DAF sorumluluklarını yerine getirmiyor29 Ocak 2016 Cuma 17:22
  • Varan seferlerini durdurdu14 Ocak 2016 Perşembe 16:52
  • Has Turizm’in Acı Günü04 Aralık 2015 Cuma 15:02
  • Duayen Otobüsçü Hayatını Kaybetti02 Aralık 2015 Çarşamba 10:35