• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul : 16 °C

Buruk bir Aşk Hikayesi : UND ve UN Ro Ro

Buruk bir Aşk Hikayesi : UND ve UN Ro Ro
Geçtiğimiz haftayı hepimiz UND Başkanı ve beş Yönetim Kurulu üyesinin istifa haberine duyduğumuz şaşkınlık ile geçirdik. 22 Aralık Çarşamba günü, çok sevgili UND Başkanı bir basın toplantısı gerçekleştirerek, istifa haberini duyurdu.

Aslında, bir süredir hepimiz, UND Deniz’in içinde bulunduğu sıkıntıyı biliyor, çare bulunmaz ise seferlerin bir süre sonra durmak zorunda olduğunu fark ediyorduk. Bunu en çok fark etmesi gerekenin ise Türk nakliyecileri olduğunu da biliyorduk.

Şahsen ben Ro-Ro seferlerinin durdurulduğu ve arkasından gelen istifa haberlerinin çıkması ile birçok nakliyecinin bunu bir sürprizmiş gibi algılamalarını ve yorumlamalarını büyük bir hayretle karşıladım. UND Deniz’in de sıkıntı içerisinde olduğunun, nakliyecilerin yeterli desteği sağlamadıklarının haberi ve söylemi öylesine çok dillendi ki, sultanların en sağırı bile durumdan haberdar idi.

UND Yönetimi ne yapmaya çalıştı ve neden bu noktaya gelindi bir hatırlayalım. Türk TIR’ları için, çok önemli bir servis sağlayıcı olan UN Ro-Ro, 2007’de Amerikalı KKR firmasına satılmış, ve bu satışta 200 ortaktan sadece UND hissesini satmamıştı. Uzun zamandır, Türk nakliyecisinin Avrupa’daki geçiş belgeleri ile ilgili sıkıntısını azaltmaya yönelik çözüm arayan UND Yönetimi, bir alternatif üretmeye gayret etmiş ve 3 Nisan 2010 tarihinde Tekirdağ ile Fransa Toulon arasında Ro-Ro seferlerini başlatmıştı.

Büyük bir ümit ve heyecan ile başlayan seferler, nakliyecilerin gerekli desteği vermemeleri, diğer bir deyişle, alışkanlıklarından kolay vazgeçmemeleri sonucunda, sürekli zarar eden bir işletme halini almış ve yine bu ay içerisinde artık zararın tahammül edilemeyecek boyutlara ulaşıldığının açıklanması ile de seferlerin durdurulduğu bildirilmişti.

Hikâyenin aslı da astarı da bana göre bu; ama asıl bundan sonra merak edilen soru ise, UN Ro-Ro’nun, hiç vakit kaybetmeden başladığı zamların nerede duracağı, bu durumun artan maliyetlere yansıması ile Türkiye’nin dış ticaretine ve özellikle ihracatına nasıl yansıyacağı, Avrupa’ya yakın olmamızdan ötürü, tercih ve avantaj üstünlüğümüzün, Ro-Ro’nun yanı sıra mazot artışından da etkilenen navlun fiyatlarındaki yükseliş ile halen bir avantaj olarak kalıp kalamayacağı.

İtiraf edeyim, Türkiye’nin dış ticareti ile çok yakından ilgili bir kişi olarak beni en çok burası düşündürüyor ve endişelendiriyor. Acaba Türkiye’nin çok değerli nakliyecileri, pek de farkında olmadan önemli bir fırsatı mı teptiler ve bindikleri dalı mı kestiler. Bu sorunun cevabını karayolu taşımacılığında müteşebbis olarak yer alan her nakliye firmasının kendisine yönelteceğini düşünüyorum.

Taşımacılık konusunda yayım yapan web sitelerinde yer alan haberlerle ilgili gelen yorumları inceledim. Buradaki yorumların bir kısmı, aman Başkan, biz ettik sen etme şeklinde iken, bazı yorumlar ise daha eleştirisel.

UND’nin, Tekirdağ’ı seçerken hata yaptığını düşünenler olduğu gibi, bu seferlerin tüm üyelerin maddi ve manevi katkılarının alınmadan başlatıldığını düşünenler de var. Seferlerin bitmemesi gerektiğini, yeni Yönetim’in bu konudaki kararlılığı sürdürmesi gerektiğini belirtenler de. Her zamanki düşünce mozaiki buraya da yansımış, bence doğrusu da bu. Ancak, ilgimi çeken bir şeyin daha olduğunu belirtmeliyim, yapılan yorumların yarıdan fazlasında, yorumu yapan kişinin ismi gizli, yani kendileri isimlerinin görülmesini istememiş. Ne kadar şaşırtıcı, değil mi?

Sıra geldi son söze. : “Japon usulü” bir istifa vakası gerçekleştiren Sayın Başkan, Sayın Yönetim Kurulu, bütün suç sizde; neden mi, sayıyorum : Alternatif taşıma şekli bulmaya soyunmak, Türk ihracatçılarının rekabet şansını arttırmaya çalışmak, dış ticaretimize katkı sağlamak, nakliyecilerin maliyetlerini indirmeye çabalamak, tekelciliği kırmak, Avrupa’da yer alan geçiş belge kotasını aşmak için gayret etmek; yeterli mi, daha sayayım mı? Pardon ama bu kadar çok iyi şey yapmaya çabalayan sizler istifa etmeyecektiniz de, ben mi edecektim (!)

Saygılarımla,
Dr. Hakan Çınar

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ali Çiçekli
2013-01-12 09:43:56
Tebrikler Hakan Hocam...Kaleminize ve yüreğinize sağlık..

Buruk bir aşk hikayesini çok güzel anlatmışsınız...

''İyilikten maraz doğar'' deyişinin sıklıkla tekrarlandığı ve maalesef kabul gördüğü ülkemizde; eski UND Yöneticilerinin iyilik yapmaya kalkışması ve bunun karşılığında 'kötü adamlar' olarak lanse edilmesi,daha da ileri gidilerek 'hayalcilikle' suçlanmaları pek şaşırtıcı olmamıştır.!

Bu sektörde, buruk olmayan aşk hikayelerinin yaşanması dileğiyle...

Öğr.Grv.Ali Çiçekli
Diğer Haberler