Turizm; herkesin bildiği gibi, acenteler, ulaşım ve otellerden oluşuyor. Otellerde de konaklama ve yiyecek, içecek hizmeti veriliyor.
Bu gerçeği ilgili bakanlıklar, ilgili meslek kuruluşları, bir bütün olarak taşımacılar, otelciler ve acentecilerden oluşan turizmciler bilmesine rağmen, üç sacayağının da bugüne dek gerçek bir eşgüdüm içinde çalıştıkları söylenemez. Zaman zaman acentacılarla otelciler arasında, kimi zaman taşımacılarla diğer iki önemli sektör arasında ciddi uyumsuzluklar yaşanır ve hatta bu medyaya da taşınır.
Çok öncelerden beri olduğu gibi, bu kez 2007 yılı sonlarında, ülkemizde turizm faaliyetlerinin ve gelirlerinin artırılması için tekstilden sonra turizmde de uygulanan KDV’nin yüzde 8’e indirilmesi gündeme geldiğinde yine aynı uyumsuzluk yaşandı. TOFED’in karayolu yolcu taşımacılığı sektörü için, TÜRSAB’ın da konaklama ve yiyecek hizmetleri için benzeri talepleri bulunmaktaydı. Bu talepleri dikkate alan TOBB, hükümete sunduğu raporda ulaşım da dâhil olmak üzere KDV’nin yüzde 18’den bir alt dilim olan yüzde 8’e indirilmesini istedi. Ardından 24 Aralıkta yayınlanan Hükümet Kararnamesi’nde KDV oranı yüzde 8’e indirilen mal ve hizmet kalemleri arasında karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün bulunmadığını gördük. Tabii, bunda hükümetle diyalogun sadece Ulaştırma Bakanlığı ile değil, tüm bakanlıklarla ve üst düzeyde sürdürülmesi gerekliliğinin yeterince yerine getirilememiş olması da etken olmuş olabilir.
Oysa, karayoluyla yolcu taşımacılığında da KDV indirimi uygulanmış olsa, özellikle yurt içi taşımalarda, yani iç turizmde ciddi bir talep artışı olması kaçınılmaz olurdu. Yani toplam seyahat sayısındaki artışla birlikte devlet gelirlerinde azalma olmaz, hatta artış gerçekleşebilirdi. Turizme olumlu etki yapacak olan faktörün, otellerde verilen yemek hizmetinden alınan KDV’nin düşürülmesinden daha çok, ulaşımdan alınan KDV’nin düşürülmesinin olacağı inancındayım. Çünkü zaten otellerde “her şey dahil” sistem yoğun olarak uygulandığından, en kötü ihtimalle “yarım pansiyon” uygulamasında da konaklama yapanlara akşam yemeği sunulduğundan, yemek bedelleri kesilen konaklama faturalarının içinde bulunmaktadır.
Ülkemizde ekonomik krizin aşılması için, devlet gelirlerinin artırılarak, bütçe açığının büyümesinin önüne geçilmesi ve kapatılması gerekir. Ancak, bütçe açıklarının kapatılması; vergi artırımı yoluyla yapılabileceği gibi, bazı kalemlerdeki ÖTV ve KDV türünden dolaylı vergilerin oranını düşürüp, talebin artırılması ile de gerçekleştirilebilir. Bu ay başında Gelir İdaresi Başkanı Sayın Mehmet Kilci’yi TOFED olarak ziyaret ettiğimizde, bu düşünceler çerçevesinde, turizmin üç sacayağından oluştuğunu ve sadece konaklama tesislerine uygulanan KDV indirimi nedeniyle bir eşitsizliğin meydana geldiğini aktardık. Talebimiz de açık ve netti: “Otobüs biletlerindeki KDV oranı yüzde 8’e indirilmek suretiyle eşitsizliğe son verilsin…”
Çok kısa bir süre sonra ise devletin, gelirlerini artırmak için akaryakıttan alınan ÖTV’yi ve 1. sınıf lokantalarla, üç yıldız ve üzerindeki otellerin restoranlarında verilen yemek hizmetlerinden alınan KDV’yi artırdığını öğrendik. Şimdi Genel Başkanımız Sayın Rüştü Terzi’nin, “KDV’de eşitlik sağlandı” beyanatına kızanlar, “Neden taşıma ayağı dışında kalan turizmciler belirli bir konsensüs ile ve eşgüdüm içerisinde bir çalışma yapılmasına yanaşmıyorlar?” sorusuna da cevap bulmak zorundalar.
Sinan Solok www.tasimacilar.com
|