• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul : 9 °C

Şahıs arabası...

Uluğ Aktunç

Yer Çeşme Otogarı. Tarih 22 Temmuz 2012. Bendeniz bir Çeşme hafta sonu ardından evime dönmek üzere üniversite öğrencisiyken staj yaptığım Ulusoy’u seçmişim.

Bir de bakıyorum araç bir Setra, mmm dakika bir gol bir, Ulusoy’un Setra’sı olmaz, aaa plaka da 35, bu da olmaz normalde bir Ulusoy otobüsünde.

Muavin yanıma geliyor, diyorum ki ona “Bu şahıs aracı değil mi?” muavin garipsiyor ve şaşırıyor, bir müşteri daha görür görmez şahıs arabasını nasıl tanır? Nasıl anlar şirketin özmalı olmadığını? “Nereden anladınız?” diyor, anlatıyorum teşhislerimi, “Ama ben Ulusoy personeliyim” diyor övünerek.

“Şahıs arabası” önemli bir kavramdır şehirlerarası otobüs işletmeciliğinde, yaz dönemlerinde özellikle filoları yetersiz kalan firmalar logolarını yapıştırır bir başka şahsa ait araca ve kendi kurumsal kimlikleri içine alarak o aracı, kaptanları ve ilgili personeli kendi markalarıyla müşterinin hizmetine sunarlar. Kurumsal firmaların olumlu hizmet standartlarına alışmış, güvenli sürüş ve güzel hizmetlerle bir yerden bir yere ulaşacağını bildiği için Ulusoy, Varan, Pamukkale, Kamil Koç gibi firmaları seçen müşteri de bu standartları arar doğal olarak. Zaman zaman bu şahıs araçlarında kimi sıkıntılar da şirketlerin onlarca yılda oluşturduğu bu kurumsal kültürü özümsememiş, detayları bilmeden hizmete soyunan personeller sayesinde yaşanabilmekte.

Örneğin geçen yıl şahıs aracı olarak bindiğimiz Pamukkale otobüsü İzmir merkezli diğer seferine geç kaldığı için “Arıza var!” bahanesiyle hepimizi Çeşme yerine İzmir’de indirmiş, telefona sarılan bizler de gerçek bir Pamukkale otobüsüyle gideceğimiz yere özürler dilenerek ulaştırılmıştık. Bu sonu iyi biten kötü örnek.

Ulusoy’la gerçekleşen bu seyahatimdeyse herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Pırıl pırıl bir araçla hiçbir gecikme ya da sıkıntı yaşanmadan, Ulusoy kurumsal kültürüne halel gelmeden bizi evimize ulaştırdılar sağolsunlar. Bu da iyi örnek.

Yılların verdiği tecrübeyle, acı tatlı olaylarla oluşturulan kurumsal kültürler çok ince bir çizgide yürüyor. Hangi sektörde hizmet verirse versin, şirketler kendi kurumsal kültürlerini oluşturmalı ve buna sürekli pozitif katkılar vermeye devam etmeli. Köklü şirket, inovatif şirket böyle olunuyor. Hem köklerinize bağlı, hem de yenilikçi ve çağdaş olacaksınız, inovasyonu temel alarak oluşturacağınız yolda sağlam adımlarla bu şekilde ilerlenebiliyor.

Bu yaz günü yoğunluğunda ister şahıs ister özmal aracı olsun, tüm firmalarımıza, tüm yolcularımıza, kaptanlarımıza, muavinlerimize hayırlı, kliması bozulmayan, lastiği patlamayan, multimedyası çalışan, kazasız belasız yolculuklar dilerim.

Uluğ AKTUNÇ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Özcan Musaoglu
27 Ocak 2014 Pazartesi 15:21
15:21
Uluğ bey merhaba,

Bu yazınıza istinaden bende basımdan gecen bir olayı dile getirmek istedim.
Gecen yil Ankara-Amasya yolculugum icin Ulusoy'u tercih ettim. Otobusun sağ tarafında ki ilk 6 sıra koltuğu Konya'ya seminere giden ve Amasya'ya donen 12 devlet görevlisi satın almıştı. Abiyane bir tabirle kadınlar otobüsü Hamam'a cevirmistiler.

Seminerde olup bitenleri,kimin ne giydiğine kadar bir muhabbet içindeydiler.Host'u defalarca uyarmama rağmen kadınlar bir türlü susturulmuyordu. En son Host'u önce merkezi aramakla ve sonra da otobüste olay cikarmakla tehdit ettim. Bu çıkışım sonrası kadın yolcular susturuldu.
Yıllar önce yolcu seçen, giyim kuşamı Ulusoy'un standartlarına uymayan yolcuya koltuk satmayan Ulusoy etiketi taşıyan bir otobüste bunların olması gercekten üzücü. Normalde Ulusoy'u tercih eden biri değilim. Ankara-İstanbul arası seyatimi hem pahalı hem de 12 yasında bir otobüsle yapmak mantıksızl geliyor. İlk Ulusoy deneyimimin boyle sonuçlanması güzel olmadı.
Sizin kadar şanslı değildim ben :(((
Yazarın Diğer Yazıları