• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul : 23 °C

Sektör, Anadolu Yakası’nda merkezi bir otogar istiyor

Sektör, Anadolu Yakası’nda merkezi bir otogar istiyor
Türkiye Otobüsçüler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Erdoğan sektöre dair sorularımızı yanıtladı ve sektörün sorunlarını paylaştı.

Karayolu ile yolcu taşımacılığı gerçekleştiren firmaların İstanbul için önerisi her iki yakada büyük bir otogarın olmasıdır. Harem otogarının işlevini ve pozisyonunu kaybettiği şu dönem bu durumun yarattığı tehlike ve karmaşayı ortadan kaldırılması için önemli adımların atılması gerekmekte. Bütün büyük firmalar Anadolu Yakası’nda kendi özel terminallerini yaptı. Dolayısıyla Büyükşehir Belediyesinin bu dönemde hızla gerçekleştirmesi gereken şey Anadolu Yakası otogarını, makul ve mantıklı bir yere yapıp devreye sokması ve orada ki karmaşayı ortadan kaldırılması. “Otoban üzerinde indirme - bindirme yerleri oluşturulmalı”
İstanbul’da otogarların büyük bir sorun teşkil ettiğini ve bu konuda Belediye’den gerekli özverinin bir an önce gerçekleştirilmesini beklediklerinin altını çizen TOFED Genel Başkanı Mehmet Erdoğan “Otogar sayısı arttıkça masraflar ve maliyetler bir o kadar artmaktadır. Çünkü oraya firmalar tarafından verilen bir kira bedeli var, fazladan servisler konuşlandırılmak zorunda kalıyorlar, çalışacak personel yerleştiriliyor bunların hepsi büyük masraf kapısı oluşturmakta. Alibeyköy’de yapılan cep otogarı ihtiyaç doğrultusunda ortaya çıkan bir proje idi. Cep otogarları ve özel terminaller yerine, Kavacık kavşağında olduğu gibi otoban üzerinde indirme - bindirme yerlerinin yaratılması gerekmektedir. Bu ve bunun gibi yerler daha da geliştirilerek otobüslerin girişleri ve çıkışlarını daha rahat hale getirerek düzenlenirse otogara ihtiyaç kalmaz. D1 belge türünde, toplamda 343 firma 7 bin 850 araç ile faaliyet göstermekte
Bakanlık tarafından 2003 yılında çıkartılan 4925 sayılı karayolu taşıma kanunu ile birlikte taşıma modları belgelendirilmeye başlandı. Bugün itibari ile belge sayıları bakımından; - D1 belge türünde 343 firma 7 bin 850 araç, - D2 belge türünde bin 515 firma 34 bin araç, - B1 belge türünde 80 firma bin 500 araç, - B2 belge türünde 195 firma 3 bin araç, - D4 belge türünde ise 43 bin firma 48 bin araç ile hizmet verilmekte. Bu sayılar giderek aşağıya doğru düşmekte. D1 belgeli yolcu taşımacılığı gerçekleştiren grup en güvenli taşıma sistemi
Karayolu yolcu taşımacılığı en güvenli taşıma modu konumunda. 2013 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü ile yürütülen kaza tutanaklarında ki belge türü kısmının ayrılmış olması sonucu ortaya çıkan tablo, en güvenli taşıma sistemini şehirlerarası tarifeli sefer yapan otobüsler olduğunu göstermekte. Karayolu yolcu taşımacılığı yapan firmaların karışmış olduğu kaza sayısı, kazada ki yaralı ve ölümlü vakalar bakımından tarifeli sefer yapan D1 belgeli grup en güvenli taşıma sistemi olarak belirlendi. Bu gelişimin etkenleri olarak ise, firmaların artık kurumsallaşmış olmaları, yol kenarlarında yapılan denetim istasyonları, muayene istasyonlarının özelleştirilmiş olması, duble yolların yapılmış olması, otogarlarda çıkış yapılırken emniyet ve ulaştırma ekipleri tarafından denetlemeler yapılmasıdır. “Hızlı trenin bilet fiyatları yüz TL olur ise adaletli davranmış olurlar.”
Yüksek hızlı tren seferlerinin yakında başlayacak olması Ankara-İstanbul güzergahın da kendilerine yeni ufuklar açacağının altını çizen Mehmet Erdoğan, “Yüksek hızlı trenlerin 3 bucuk saat gibi kısa sürede Ankara’dan Pendik’e kadar gelebiliyor olması ilk etap da karayolu yolcu taşımacılığını etkilemeyecek gibi gözükmekte. Bilet fiyatları burada asıl belirleyici etken olacaktır. Bakanlık tarafından yüksek hızlı trenin bilet fiyatları 100 TL olur ise şayet adaletli davranılmış olunacaktır. Hep söylediğimiz gibi devlet taşıma modları arasında adil davranmalıdır. Biz hem özel otomobillerle hem hızlı trenler ile hem de uçaklar ile bir hizmet yarışı veriyoruz” dedi. Yılda 200 milyon yolcu karayolu yolcu taşımacılığını tercih ediyor
Türkiye’de yılda 200 milyonun üzerinde insan şehirlerarası tarifeli sefer yapan otobüsler ile seyahat etmekte. Türkiye’nin seyahat etme katsayısı nüfusun 3 katına tekabül etmektedir. Mehmet Erdoğan, sektör olarak gelecekten umutlu olduklarını ve bu sektörün hiç ölmeyeceğini, otobüs ile taşımacılığın uzun mesafelerden daha kısa mesafelere doğru yön değiştireceğini belirtti. “Hava yolunda tavan fiyat uygulaması belli dönemlerde yolcuları madur etmemek içindi.”
Havayolu taşımacılığında Bakanlık tarafından belirlenen tavan fiyat uygulaması konusunda görüşlerini dile getiren Erdoğan, “Bakanlık tarafından havayolu taşımacılığında bizim beklentimiz taban fiyat uygulaması yapılmasıydı. Ama Bakanlık bu hususta tavan fiyat uygulaması yaptı. Gerekçe olarak ise 300 TL’yi geçmeyecek bir tavan fiyat koyarak yoğun dönemlerde uygulanan 400 – 500 TL’yi geçen bilet fiyatlarının önüne geçmeye çalışmak olduklarını belirttiler. Artan maliyetler ve mazot fiyatları, döviz kurundaki anlık değişmeler onların da maliyetlerini yükseltecektir. Bu gelişmeler sonuncunda da havayolu taşımacılığında fiyatların makul seviyelere çekileceğini düşünmekteyiz” Türk insanı otobüs ile seyahat etmeyi seviyor
Erdoğan, karayolu yolcu taşımacılığı yapan firmaların artık 20 – 24 saat ve daha üstü saatlerde düzenlenen seferlerini yavaş yavaş ortadan kaldırması gerektiğini belirtti. Daha kısa mesafeli hatlarda, havayolu taşımacılığın gidemediği, ulaşamadığı noktalara güzergâhların düzenlenerek çapraz hatlar oluşturulması daha sağlıklı bir karar olacaktır. Şehirlerarası tarifeli seferleri kullanan kesim belli dolayısıyla sektör umutsuz değil. Bunların yanı sıra kültür turlarının başlayacak olması, ülkemizi tanımak adına gelen insanlarında seyahat için karayolunu kullanacak olmaları karayolu yolcu taşımacılığına rahat bir soluk aldıracağa benziyor. “İPRU üyeleri karayolu yolcu taşımacılığında Ülkemizi örnek alıyor.”
İPRU ( Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacılığı Birliği ) daha yeni bir oluşum olmasına rağmen çok güzel geri dönüşler almakta olduklarını söyleyen Erdoğan; “Bütün üretici firmalarımız bizi bu konuda destekliyorlar. Onlarda tabi Türkiye’de yapılan otobüslerin ihracatı konusunda İPRU aracılığıyla, iletişim bağı kurmakta. İPRU üyesi ülkelerden bize çok olumlu mesajlar var. Bir aidiyet duygusu içerisinde bakıyorlar bu oluşuma. TOFED olarak Hedefimiz İPRU’da bu yıl üye ülke sayısını 25 e çıkartmak 2015 yılı sonunda ise 50 ülkeye ulaşmayı umut ediyoruz. Bütün ülkeler Türkiye’nin karayolu yolcu taşımacılığı sistemini örnek almak istiyor. Burada kurmuş olduğumuz bilgisayar alt yapı sistemlerini, yol tesislerimizi, otobüs içi hizmetlerin, firmaların çalışma prensiplerini örnek alıyorlar. Biz nasıl dünya’nın en iyi otobüslerini ürettiğimizi söylediğimiz gibi en iyi yolcu taşıma sistemine de sahip olduğumuzu iddia edebiliriz” şeklinde konuştu. “Engelli yolcu sayısı hesaplanmalı ve ona göre otobüsler dönüştürülmeli.”
Erdoğan, engelli dönüşüm yasası ile ilgili ona yakın toplantıya katıldıklarını belirtirken, bütün öneri ve görüşlerimizi Bakanlığa ilettik; “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı önerilerimizi dikkate almadan bu yasa çıkarttı. Yasa yürürlüğe girdi, yönetmelik konusunda yayınlamasını beklediğimiz yeni konular bulunmakta. 5 yıl içerisinde Türkiye’de ki bütün otobüslerin engelli vatandaşlarımızın ulaşımına hazır hale gelmesi konusunda tereddütlerimiz var. Türkiye’de 300 bin üzerinde otobüs gözüküyor, bütün araçların 10 – 20 milyon liralık yatırımlarla değiştirilmesinin rantabl olmadığını düşünüyoruz”. TOFED olarak önerilerinin Türkiye’de seyahat eden engelli sayısının gerçek manada tespit edilip, ihtiyaç duyulan sayının ortaya çıkartılması. Firmaların belli sayıda otobüslerinin bu rakamlar sonucu engelli dönüşümüne tabi tutulması sektörü rahatlattığı gibi, engelli yolculara daha iyi ve kaliteli hizmet verilmesine zemin hazırlayacaktır. “Engelli vatandaşlara tam anlamıyla hizmeti alabilecekleri bir sistem sunulsun.”
Engelli dönüşüm yasası sadece otobüsler ile sınırlandırılmamalı. Bilindiği üzere daha şehiriçi toplu taşıma hatlarında engelli dönüşümüne uygun uygulamalar bulunmamakta. Sadece ulaşım olarak da bakmamak gerekli yollar, otogarlar, tesisler engellilerin rahatlıkla kullanabileceği noktada ve seviye de değil. Öncelikli olarak alt yapı çalışmaları yapılmalı ki bu düzenleme bir bütün olarak engelli vatandaşlara tam anlamıyla hizmeti alabilecekleri hale gelsin. Hiçbir üretici ve hizmet firmasında bu düzenlemeye uygun alt yapı yok
Türkiye’de şehirlerarası tarifeli sefer düzenleyen firmaların hiç birinde engelli yolcuların rahat bir şekilde ulaşıp oturabileceği, raylı ve ya asansörlü sistemlerin bulunduğu otobüsler yok. Öncelikli olarak bunların yapılması, üretilmesi ve statik hesaplamaların yapılması gerekli. Bütün bunlar ise hem ciddi maliyetlere yol açacak hem de belirli bir zaman alacak. Giriş – çıkış ücretleri otogarların bulunduğu şehirlerin nüfusuna göre düzenleniyor
Otogar giriş - çıkış ücretleri Bakanlık tarafından belirlenmekte. Belirlenen fiyatların bazı vilayetlerde ki belediyeler tarafından uyulmadığı aşikâr. Ücretlendirme yapılırken otogarların bulunduğu şehirlerin nüfusuna göre fiyatlar ortaya çıkartılmakta. 100 bin nüfuslu bir şehirde bulunan otogar giriş - çıkış ücreti ile bir milyon nüfusu olan şehirde ki otogar ücretleri arasında farklar bulunmakta. Bunlarla ilgili kapı giriş-çıkışlarının Bakanlığın istediği tarifelere uyulması yönünde TOFED yazılar ve bildiriler yayınlamakta. “Firmalar makul bilet fiyatları uygulamalı ve doluluk oranlarını artırmalı.”
Otogar giriş - çıkış ücretlerinden ziyade dikkate alınması gereken en önemli konunun, bilet fiyatlarının makul düzeyde uygulanabilir olması olduğunun altını çizen Erdoğan; ”Bilet fiyatlarına dair rakamları Bakanlıktan aldıktan sonra yüzde 30 indirim uygulanabilmekte. Bazı firmalar dönem dönem yüzde 30’u aşan indirimler uygulamakta. Dolayısıyla firmalarımız makul bilet fiyatlarını uygulamalı, doluluk oranlarını artırmalı. TOFED olarak en büyük önerimiz bu, sonuç olarak da doluluk oranlarının artması ile boş seferlerin yapılmasının önüne geçilecektir. Firmalar boş sefer düzenleyerek zarar etmesin ki otobüslerini yenileyebilsinler, sigortalarını yaptırabilsinler, lastiklerini yaptırabilsinler, iyi kaptanlar alıp kaptanların sigortasını yaptırabilsinler. Taşımacılık artık yasa ve yürütmelikler ile her geçen gün zorlanıyor. Masrafların çok yüksek olduğu bir dönem de atılabilecek en önemli adım budur” dedi. “On numara yağ kullanımı gün geçtikçe azalmakta.”
Sektörde akaryakıt yerine on numara yağ kullanımı son yıllarda eskiye nazaran azaldı. TOFED’in bu konuda hiçbir türlü yaptırım gücü yoktur sadece sektörün sorunlarını bakanlığa taşımak ve Bakanlıktan aldıkları bilgileri sektör ile paylaşıp karayolu yolcu taşımacılarını bilgilendirebilmekteler. TOFED üyelerine anlaşmalı akaryakıt firması ile yürütmüş oldukları faaliyetler sonucu indirimli mazot verebilmekte. Firmalara taşıt tanıma sistemleri ya da TOFED tarafından çıkartılan kartlar ile indirimli mazotlarını alabilmekteler. Bu çalışmalardan gelen verilere göre de on numara yağ kullanımı gün geçtikçe azalmakta. “ÖTV’nin yüzde 50’si iade edildiği zaman devletin vergiden daha büyük kazancı olur.”
On numara yağ meselesinin ekonomik ve sosyolojik bir boyutu var. Karayolunda yolcu taşıyan ve eşya taşıyan firmaların tamamı bu yüksek ÖTV’den kaçabilmek için kendilerine böyle yöntemler bulmakta. Devlet burada vergi kayıplarını önlemek açısından hem de vatandaşımızın can güvenliğini korumak açısından önlemler alıp bazı indirimleri uygulaması gerekmekte. Maliye Bakanlığına belli bir ÖTV indirimi talebinde bulunduklarını belirten Erdoğan, “Buna karşılık olarak aldığımız akaryakıtların faturalarını dönem dönem ya da sene sonunda bakanlığa ibraz edelim, böylece usulsüz uygulamaların önüne geçelim. Sektörde toplamda 8 bin tane otobüsün yıllık ortalama akaryakıt tüketimi 90 tondur. Rakam ortada buradan elde edilecek ÖTV de belli. Kayıplarıyla, kazançlarını devlet gördüğünde bize ÖTV’nin yüzde 50’sini iade ettikleri zaman devletin vergiden daha büyük bir kazancı olacaktır. Sektörde bundan rahat bir nefes alacaktır” şeklinde dile getirdi. Şehirlerarası tarifeli sefer yapan grup desteklenmesi gereken bir sektör.
Bu sektör dışında ki bütün taşımacılık modlarının tamamının plaka tahdidi bulunmakta. Şehirlerarası tarifeli sefer yapan firmalar araçlarını aldıktan sonra arabanın değeri hemen hemen yüzde 10 – 20 düşmekte. Bunun dışında büyük bir sorun da boşda olsa doluda olsa seferi gerçekleştirmek durumunda olmalarıdır. Karayolu ile yolcu taşımacılığı özgürlüktür. Seyahat eden insanlar ülkenin dört bir yanına gece gündüz 24 saat bütün otogarlar da her yere otobüs bulma şansları var. TOFED projeleriyle üyelerinin arkasında
TOFED’in üyelerine yönelik yapmış olduğu çalışmalar konusunda bilgi veren Erdoğan, “TOFED bünyesinde bir proje odamız bulunmakta. Burada yaptığımız çalışmalar indirimli mazot temini, HGS yüklemesi. Bunlara ek olarak ise sigorta faaliyetleri için bir çalışma yürütmekteyiz. Bilindiği üzere zorunlu sigortalar ve kasko sigortalarının fiyatları çok yükseldi. Bir sigorta grubu ile anlaşma yaptık, sektöre bir portföy yaratıp indirimli fiyatlar ile sigortalarının yapılmasını temin etmeyi güdüyoruz. Bu sayede sektör sigorta şirketleri karşısında daha güçlü durarak daha uygun fiyatlara poliçelerini temin edebilecek.” Ahmet Dabanlıoğlu www.tasimacilar.com 05.04.2014 11:15



Diğer Haberler
  • Öztürk ailesinin mutlu günü28 Eylül 2016 Çarşamba 14:04
  • Analog Takografları neden değiştiriyoruz?24 Haziran 2016 Cuma 14:56
  • Efa Tur'un Acı günü13 Haziran 2016 Pazartesi 14:25
  • Comvex 2016 Fuarından fotoğraflar26 Mayıs 2016 Perşembe 13:50
  • TEMSA 4 ayda 112 otobüs, 350 midibüs sattı24 Mayıs 2016 Salı 16:30
  • Genç PR'cıya başarılar diliyoruz31 Mart 2016 Perşembe 12:45
  • 25 Mart Eylemi İptal edildi23 Mart 2016 Çarşamba 14:53
  • Servisçiler “oneminute” diyecek14 Mart 2016 Pazartesi 12:01
  • Edirnekapı Eylemenin Helikopter Görüntüleri10 Mart 2016 Perşembe 14:30
  • Plaka Tahditi için Cumhurbaşkanı'na çağrı26 Şubat 2016 Cuma 13:27