• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul : 5 °C

Yılın kaybeden sektörü “Ulaşım”

Yılın kaybeden sektörü “Ulaşım”
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası verilerine göre 2010 yılında en çok artış gösteren sektör yüzde 83 ile spor olurken; değer kaybeden tek sektör ise ulaşım oldu.

MKB verileri, ulaşım- ulaştırma sektörünün 2010 yılının kaybedeni olduğunu ortaya koydu. 2010 yılında İMKB’de değeri en çok artan sektör spor sektörü olurken değer kaybeden tek sektör ulaşım sektörü oldu. İMKB’nin bu verilerini değerlendiren Toros Nakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Çimagil, İMKB’nin verilerinin ulaşım sektörünün hep zararına çalıştığının göstergesi olduğunu söyledi. Çimagil; “Sektörün çalışması ile zararına çalışması arasındaki fark bundan daha iyi anlatılamazdı. Burada bu veriler sektörün zararına çalıştığını açıkça gösteriyor.” dedi. Evet, görüntüde hiç kimsenin aracı boş değil kimse durmuyor ama ay sonu senedini ödemekten aciz bir sektör oluştu. “Ulaşım sektörü kendi çalışanlarına, yatırımcılarına asla kazandırmayacak bir sektör haline geldi. Nakliye Sektörü ticaret dünyamızın kendine gelmesini büyümesini sağlayacak bir sektör olmasına rağmen ne yazık ki kendine faydası kalmadı” diyen Çimagil, sektörün bu duruma gelme sebeplerini de değerlendirdi. Çimagil; sektörde maliyet bilincinin oluşmaması, arzın son derece yüksek olması sektöre girişin serbest olması ve devlet politikalarının ulaştırmayı yeterince kapsamamasının sektörün zarar eden sektör haline gelmesine neden olduğunu ifade etti. Yanlış anlama olmasın diye daha açık bir kritik yapmak istiyorum ki, bu hükümet zamanında sektör alt yapısına ciddi derecede yatırım yapıldı. Fakat sektörün emekçilerine yatırım yapılmadı. Taşımacılık sektörünün kendine gelmesinde en önemli görevin hükümetlere düştüğünü kaydeden Çimagil, hükümetin sektör için pek çok şey yapmaya çalışmasına rağmen ortaya çıkan sonuç yönetmeliğin tam manası ile hayata geçirilememesinden dolayı ve hatta hala piyasada var olan merdiven altı şirketlerin olumsuzluklarından piyasayı kırmasından suni bir arz oluşturmasından dolayı sektör için ayak bağı anlamına geldiğini savundu. Çimagil; “Yollar yapıldı, Karayolu Ulaştırma Kanunu Çıkarıldı ama bu kanunun çok faydası olduğun düşünmüyorum. Kanunun pek çok maddesi devlet kasasına pazar kazandırmak için oluşturulmuş bir altyapıydı gibi durmaktadır. Bizden toplanan paraların bizlere harcanacağını düşünüyorduk. O kadar para toplandı nakliyeci bundan ne kazandı” nakliyeciye bu paralar hangi hizmetler ile geri döndü derken; “Bakanlığın kasası doldu ama bununla yola yapılıyor. İletişim ağı güçlendiriliyor. Bizden kazanılan paralar bize kullanılmıyor. Bu paraların nereye kullanıldığı şeffaflık içinde anlatılmalı” diye konuştu. Sektör ile kamunun iletişimi zayıf
Ulaştırmayı yöneten kamu kanadı ile sektörün arasındaki iletişimin zayıf olduğunu belirten Çetin Çimagil, “Sektörü dinlemeden sorunları çözmek, önemle almak gibi bir durum yok” diye konuşurken sektörün içinde bulunduğu bu durumdan çıkması için gerekenleri de bir bir saydı. Öncelikle sektöre girişin kısıtlanması gerektiğini kaydeden Çımagil; bakın her önüne gelen bir taksi alıp piyasada taksicilik yapamıyor veya hatlı minibüs çalıştıramıyor hatta servis dahi çekemiyor. Serbest piyasa da kim ne isterse onu yapar kimseye tır alamasın diyemeyiz diyen devlet bürokrasisi yıllardır bize uyguladığı bu tutumu neden başka sektörlere uygulamakta imtina ediyor. Serbest piyasa sadece bizim için mi geçerli olan bir olgudur merak ediyorum. Sektör batmaktadır bunun için “KUGM’in acilen ‘akil adamlar’ toplantısı yapılıp, sektörün nereye gittiği tartışılmalı ve bu toplantıda mutlaka sektörden isimler olmalıdır. Daha önce UND ve RODER’den görüş alındı ama bunların hiç biri hayata geçmedi. Bu sefer sektörün sesi de dinlenmeli” dedi. Devlet, UND Deniz’e arka çıkmalıydı
UND Deniz’in faaliyetlerini durdurması konusunu da bu bağlamda değerlendiren Çimagil;“UND Ro-Ro kurulduğunda devlet arkasında durdu. Zararlarını sübvanse etti. Ama şu an UND Deniz‘de bu yapılmadı. Tüm bu yaşananlar nakliyeciyi koruyan kimse olmadığını gösteriyor. Tabi burada şuan tek olarak hizmet sunan un roro şirketi de desteklenmelidir. Hatta varsa ve olacaksa başka şirketlerinde önü açılmalı ve çeşitlilik sağlanmalıdır. Taşıma modelleri genişletilmeli yeni düşüncelere değer verilmelidir. Tabi bürokratlar iyi niyet ile sektörün gelişimi için çaba sarf ediyorlar bunu görmemek imkansız. Haklarını teslim etmek lazım. Lakin sektör ile bürokrasi arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bu ayrılık sektöre zarar vermektedir. sektörü yönetenler çıkarttıkları kanunları sektör emekçilerine danışmadıklarından dolayı sektörün emekçileri her uygulamada ciddi zararlar görmektedir. Daha öncede bir çok platformda bahsedilen sorunlar ve çözüm önerileri raflarda tozlanmaya bırakılmış durumdadır. Burada kamunun nakliyeciye güvenmediği sonucunu çıkarmamak da elde değil. Ama karşımızda batan bir sektör var. Şuan kamu ve özel teşebbüs yüreklerini emeklerini aynı potada eritip hizmet olarak Türk halkına sunmak zorundadır. Devir birbirimizi anlamak ve dinleme devridir" diyerek sözlerine son verdi. Elif ÖZYILMAZ www.tasimacilar.com

Diğer Haberler