Trafikte Adli Tıp=Kaos?

Adlî Tıp değil, Adlî Trafik Kurumu gerek!

Yıl                      :1998.
Yer                     : Çankaya Köşkü.
Makam Sahibi    : 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel
Randevu sebebi : Brifing-Karayolu Trafik Facialarının Kaynakları, Sonuçları, Boyutları, Çözümleri
Süre                   : 1 saat
Sunan                : Ahmet Türkoğlu, Yüksek Trafik Güvenliği Kurumu Derneği Başkanı
Heyettekiler       : Dernek Yönetim Kurulu
Misafirlerimiz     : Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar, YTÜ Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı ve Doç. Dr. Mustafa Ilıcalı, İBB Ulaşım Koord. Da. Başkanı ve YTÜ Ulş. Anabilim Dalı

Ben, heyet başkanı olarak 40 dakika kullanmak durumundaydım, bilgi kirliliğini silmem gerekiyordu. Hocalarımız 5 er dakika kullandılar. Son olarak da Sn. Demirel 10 dakika kullandılar, toparladılar.

Sunuşlarım, hep tepegözden, görseller halindeydi. Her şeyi, kalın bir dosyadaki dialarımla anlatıyordum; olumlu-olumsuz, öneri, mevzuat vb. her şey.

Sn. Demirel, birkaç kere araya girdiler:
“... Sn. Başkan; çok iyi hazırlanmışsınız, çok iyi anlatıyorsunuz, çok doğru anlatıyorsunuz. Tebrik ve teşekkürler ediyorum. Çalışmalarınızı destekliyorum. Bunları, her yerde anlatınız, herkese anlatınız, daima anlatınız...”

Benden sonra, Zerrin Hocam söz aldı: “Ben size bir tek soru soracağım, Sn. Cumhurbaşkanı... Seçimleri kazanırken ve köşke çıkarken vaat ettiğiniz –Demiryollarını Geliştirme- projelerinizin, şimdi neresindesiniz?”

Sonra söz alan Mustafa Hocam ise, bu büyük kabulden duyduğu heyecanı ve aslında tüm sorunları ve çözümleri Sn. Cumhurbaşkanının, -kendilerinden, yani bilimcilerden bile- daha iyi bildiklerinden bahsetti ve teşekkürlerini sundu.

Sn. Demirel’e; yaptığım canlandırmalarla, heyetimizden, canlı-konu mankenleriyle yanlışlıkları, çarpıklıkları anlatışım, çok –olumlu- çarpıcı gelmişti. Yine tebrik ve teşekkürleriyle toparlayıp-bizleri uğurlamıştı.

Adlî Tıp hakkındaki sunuş ve takdir

Sunumumu yaparken, Kaza Sonrası Hukukunda ki çarpıklıklara ve “bilir-kişi”, “trafik bilimcileri” imiş gibi, Adlî Tıbbın da bu işlere karıştırılmasının zararlarını ve bu durumun, “TC Hukuk Devletidir” tanımına ters düştüğünü ve bunun kötü sonucunun kendilerini de bağladığını ifade ederken, yanımdaki steteskopu(hekimlerin hasta dinleme aleti) kulaklarıma takıp, dinleme kısmını da oradaki dosyanın üstüne bastırarak, açıklamıştım:

“İşte Sn. Cumhurbaşkanım, Adlî Tıp Kurumu dosyaları ancak böyle inceleyebilir. Çünkü Adlî Tababet Kurumudur. Olay yerlerine gidip, inceleme, delil araştırma, yol inceleme+ölçütler kullanma yeteneği de yoktur. Sözde bilirkişi raporları havada birbirleriyle çarpışıyor, 5 taneye kadar farklı raporcuklara rastlanıyor. Buradan hukuk çıkmaz...”
diye bitirmiştim.

İşte bu resimdeki gibi...

Var mı öyle; ulaştırma anabilim dalı, trafik mühendisi gibi uzmanlık dışı kişileri çalıştır, olay yerine gönderme ve sonra da masa başında çiziktirdiklerinle hukuku karart!
Adlî Tıp değil, Adlî Trafik Kurumu gerek!
...

Ahmet Türkoğlu

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Makaleler Görüş Ve Yazılar Haberleri

İş Güvenliği Nedir? İş Güvenliğinin Önemi Nedir?
Karayolu Taşımacılığı Nedir? Avantajları Nelerdir?
Almanya Minivan Nakliye Çözümü
Afet Durumlarında Takograf Kullanımı!
Ulaşımda yakıt tasarrufu mümkün mü?